Biliyor musun ayağımı hareket ettirmek için her ileri atışımda sanki belime bir ip bağlamışlar ve iki kişiyi arkamdan çekiyorum gibi hissediyorum. Senin 100 metrede 10 kalori harcadığın mesafede ben 10 kat daha fazla efor ve kalori harcıyorum. Çektirdiğim bütün MR’larda ve doktor kontrollerimde tanımlanamayan ve bir türlü geçmeyen bir ağrım var ve ileride geçecek mi hiç bir fikrim yok.

Aslına bakarsan bunların hiçbiri umurumda bile değil. İleride ne olacağı konusunda hiç endişem olmadı, ne ilk felç olduğum zamanda ne de şimdi. Fizik tedaviye ilk başladığımda ve tamamen felçken kendimi nasıl yorduysam, nasıl sırılsıklam ter içinde kaldıysam şimdi de aynı çabayı gösteriyorum, yine sırılsıklam olana dek can acısı içinde çalışarak. Sonucunun ne olacağını o zaman da bilmiyordum şimdi de bilmiyorum. Ama yine de çalışıyorum ve çabalarımın karşılığını hem fiziksel hem de mental olarak hep bir adım ileri giderek, daha da güçlenerek alıyorum. İnsanoğlu hep beklentilerle yaşar, lakin beklentilerimizin hemen sonuç vermesini beklemek hayal kırıklıklarına ve erken vazgeçişlere yol açar. Siz kendinize inandıkça, limitlerinizi hep üst sınırına kadar zorladıkça ve hayata tutunmak için çaba gösterdikçe hayat da size ummadığınız bir zamanda karşılığını mutlaka verecektir. Hayat herkese eşit davranmıyor ama sabredene de hakkını illa ki veriyor. ‘Çalışın, sabredin ve akışına bırakın!’