Tam tarihi hatırlamıyorum ama fotoğraf 2008 ya da 2009’dan… Yeniyetme fotoğrafçı olduğum zamanlar… Hani eline büyük bir fotoğraf makinesi alırsın ve birden her tarafta ‘BilmemkimPhotography’ diye yıldızlar döner ya… Bir de 20’li yaşların ortasındayız, özgür ruhlu olduğumuzu sanıp diyar diyar gezer, yanımızdaki arkadaşlarımıza boy boy kendi fotoğraflarımızı çektirirdik hava-su-güneş-toprakla bütünleşmiş pozlar vererek…

Image may contain: one or more people, people standing, outdoor, nature and water

Hoş ama ne yalan söyleyeyim biraz da içi boş zamanlarmış. Ruhumuzun özgür olduğunu sanıp, her duyguyu hızlandırılmış şekilde yaşayarak çabuk tüketirdik herşeyi. Misal bu fotoğraf… O zamanlar benim için sadece güzel bir avatarken şimdi ne kadar çok şey ifade ediyor. Çevremdeki herşey ve herkes çok daha anlamlı artık. Beni o toy ve kör halimden sıyırıp da şu anki durumuma gelmemi sağlayan tek bir faktör var… Tecrübelerim… Eskisi kadar sağlıklı olmasam da yaşadığım tecrübeler sayesinde artık çok daha güçlüyüm ve aldığım her nefesi şükrederek içime çekiyorum. Olmasını istediğim şeylerin gerçekleşmesi için var gücümle uğraşmam gerektiğini, buna rağmen gerçekleşmiyorsa da bu şekilde akıp gitmesine izin vererek yaşamam gerektiğini biliyorum. Yatakta bacaklarımı hissetmeden tavana bakarken de hayat boyu böyle yaşayabileceğimi kabullenmiştim. Korkuyordum ama dünyanın sonunun gelmediğini de biliyordum. Ve beni tanıyanlar çok da şaşırmaz; yeni hayatımı o yatakta yatarken planlamaya başlamıştım bile. Her ne yaşarsak yaşayalım; gidenlerle, eksilenlerle hayat başlı başına çok zor bir sınav… Ne kadar zorlu olursa olsun bu tecrübelerin seni yıldırmasına izin vermemelisin çünkü yaşadığın her şeyin bir sebebinin olduğunu ‘tecrübelerinle’ görüyorsun. Sabırsız olma; hepimiz farklı şekilde sınanıyoruz ve hepimizin yolları farklı. Tecrübelerinden ders çıkar ve gökyüzüne bakıp seni sen yapan herşeye şükret…