Ne garip… Kazadan bir gece önce Se7en (Yedi) filmini izledim ve filmin en sonunda Morgan Freeman o meşhur repliği söyledi: “Ernest Hemingway bir zamanlar dünyanın iyi bir yer olduğunu ve mücadele etmeye değer olduğunu yazmıştı. Ben ikinci kısma katılıyorum.” Bu filmi belki de 10 kere izlemişimdir ama hiç bu repliğe takılmamıştım. 1 Ekim gecesi duyduğum anda zihnim kilitlendi bu söze ve uzun süre üzerine düşündüm.

Image may contain: text

Üstüne Facebook sayfamda da bu repliği paylaşmıştım. Ertesi gün de kazayı geçirdiğimde hayatın mücadele etmeye değer olduğunu hatırlatan bir savaşın içine girdim. Bir dakika sonra ne olacağını bilemesek bile altıncı hissimiz bize yaşayacağımız şeylerle ilgili bazı sinyaller gönderiyor sanırım. O anda anlamlandırmak pek mümkün değil ama yaşandıktan sonra herşey daha net hale geliyor. Evet dünya iyi bir yer değil. İnsanın insanı bu kadar kolay ezdiği; cehaletin, hırsın, çıkar avcılığının, adalet ve erdem kavramlarına tercih edildiği bir dünyanın iyi olarak betimlenmesi bana anlamlı gelmiyor. Ama ne olursa olsun soluduğumuz her nefes yaşadığımız hayattan vazgeçmemek için bir sebep; bizi hayata bağlayan şeyleri kaybetsek bile… Sen de derin bir nefes al ve bu durum neden benim başıma geldi şikayetlerini artık bir kenara bırak. Ben de senin gibi hiç hazırlıklı olmadığım bir sınavla karşı karşıyayım ama yenilmeyi reddediyorum. Hayatımın sonuna kadar mücadele etsem bile bu sınavda başarısız olduğumu asla kabul etmeyeceğim. Neden mi? Çünkü yarın ne olacağını hiç bilmiyorum, her geçen gün zihnen daha da güçleniyorum, hayatımda varolan herşeye şükrediyorum ve kendime hep aynı soruyu soruyorum: “Ya bir gün ‘başardım!’ diyebilirsem?”